Sabah Takımından Haberler

Yarışı naklen takip etmek için: Vakko Cannes Istanbul
Sabah Takımı Foto Galerisi: sabahphotos.blogspot.com


20 Temmuz 2006

TEŞEKKURLER


Planlamasına Aralık ayında başladığımız Cannes - Istanbul yarışını 9 Temmuz Pazar günü tamamladık. Bu süreçte bazen zorluklar bazen de çok keyifli anlar yaşadık. İki noktada çok zorlandık, bir sponsor bulamama ihtimali belirdiğinde bir de Andros’daki fırtınada...
Ancak her uzun yelken yarışında olduğu gibi bittikten sonra hemen bir sonraki yarışın özlemi başladı.

Bütün bu süreçte bize destek olan aşağıdaki kurumlara teşekkür ederiz.

Sponsorumuz SABAH Gazetesi Fatih Altaylı
Turgay Noyan
Aysegul Bayrakdar
Esra Posbiyik
İrem Poyraz
Av. Ebru Özge Beşlioglu

TBS Yelken Kıyafetleri Ali Doğaner

Peugeot Türkiye Yann Carnoy Bruce Brown

Yelken Firması Star Voiles
Fotoğrafcımız Kaan Verdioğlu
Tasarım Can Yalman
T- shirtler Selcuk Arican
Otelimiz Le Mas De Mougins
Kıyafetlerimizin nakışları Marine Broderie Cannes
Çıkartmalar Pano Boutique Cannes
Ajans Yirmiyedi Burak Gözalan
Genco Alp
Cenk Gümüşcüoğlu

Boğaziçi Üniversitesi Yelkencileri Esen Durmaz (dahiyane Odysseus yazısı için)
Levent Baş ve diğerleri

Bıçakcı Tanverdi Hukuk Bürosu Levent Bıçakcı, Figen Bitirim
Atabay Marina Bülent Atabay, Zeynep Atabay

ORG Sports Dilek Aktaş

Jean Piot

Blogumuzun yaratıcıları Zeynep Inanoğlu
Kerim Baran, Emre Baran

11 Temmuz 2006

Yarış Sonuçları:

1. TEB 4D 07H 26MIN 31 SEC
2. BEL KARPER 4D 07H 47MIN 13 SEC
3. Le MOSQUTAIRES 4D 09H 05MIN 02 SEC
4. DOCTEUR VALNET 4D 09H 44MIN 58 SEC
5. ARAS CARGO 4D 11H 07MIN 10 SEC
6. GEDIMAT 4D 11H 13MIN 38 SEC
7. INUIT 4D 11H 18MIN 30 SEC
8. MARSEILLE ENTERPRISE 4D 11H 21MIN 05 SEC
9. SABAH 4D 11H 59MIN 05 SEC
10. OPEN SEA 4D 12H 02MIN 54 SEC
11. ART MOBILIER 4D 13H 09MIN 20 SEC
12. SIEMENS 4D 14H 43MIN 19 SEC
13. MILLIYET 4D 14H 56MIN 20 SEC
14. CONNIVENCE 4D 16H 04MIN 20 SEC
15. BARBAROSSA TABUU 4D 16H 24MIN 57 SEC
16. SCO ----------
17. WS INNOVATION ----------
18. GROUPE PARTOUCHE ----------
19. MONDIAL ----------

TERK EDENLER:
DEDEMAN
INTELECOM
LUBEXCEL
GENEVA PARTNERS

SABAH teknesi Cannes - Istanbul yarışının sonunda Ataköy Marina'ya girerken...




Fotoğraflar: Kaan Verdioğlu
8 Temmuz 2006

07 Temmuz 2006

7 Temmuz Cuma 08.30

24 saatlik orsa seyrimiz tamamlandi. Bildigini gibi yillardir Turkiye'de Guney yarisi denilen - simdi artik SABAH Deniz Kuvvetleri Kupasi - yarisinin hep guneye dogru oldugu konusulur. Ne zaman Ege'yi kuzeye dogru orsa olacak cikacagiz diye sorariz hep aramizda. Iste bu sefer oldu, 45 mile kadar cikan havada geldik. Zor tabii, ama zevkli de... Belki ilerleyen yillarda dusunulebilir.

Bu sabah tam istedigim birsey oldu - gunesin ilk isiklari Bozcada'yi da onune alarak dogmaya basladi. Tanrim ne kadar guzel bir renk ne kadar guzel bir manzara... Butun Anadolu'nun gunesi sanki buradan doguyor, daha evvel de yine SABAH Deniz Kuvvetleri kupasini ilk bitirdigimiz seneler, sabah 5 gibi Bozcada'da finish yapinca ayni muhtesem manzara olurdu. Simdi ruzgar bitti, motorla Canakkale bogazinin kuzey cikisina Gelibolu Lapseki bolgesine gidecegiz. Oradan yarisin son etabi baslayacak.

Marmara'da hem zeka hem de sans bizimle olursa, hem genel dokuzunculuk deremizi duzeltiriz hem de Istanbula ilk gelen teknelerden oluruz.

Piril piril bir SABAH
Sevgiler
Orhan
SABAH teknesi

05 Temmuz 2006

Andros'a kadarki neticeler

Su anda Andors dayiz ve yarisin oldukca uzun bir kismi tamamlandi. Su ana kadar 2 etap yapildi:

Cannes - Korsika
Sicilya - Andros

Bu yarista etaplardaki zaman farklari toplaniyor ve en az zaman sahip olan tekne birinci oluyor, bu aslinda yelken yarislarinda cok alisildik bir sey degil cunku bazen ufak bir karar cok buyuk bir fark yaratabiliyor.

2 etap sonunda genel siralama ve zamanlar asagidaki gibidir :
1. TEB 4D 07H 26MIN 31 SEC
2. BEL KARPER 4D 07H 47MIN 13 SEC
3. Le MOSQUTAIRES 4D 09H 05MIN 02 SEC
4. DOCTEUR VALNET 4D 09H 44MIN 58 SEC
5. ARAS CARGO 4D 11H 07MIN 10 SEC
6. GEDIMAT 4D 11H 13MIN 38 SEC
7. INUIT 4D 11H 18MIN 30 SEC
8. MARSEILLE ENTERPRISE 4D 11H 21MIN 05 SEC
9. SABAH 4D 11H 59MIN 05 SEC
10. OPEN SEA 4D 12H 02MIN 54 SEC
11. ART MOBILIER 4D 13H 09MIN 20 SEC
12. SIEMENS 4D 14H 43MIN 19 SEC
13. MILLIYET 4D 14H 56MIN 20 SEC
14. CONNIVENCE 4D 16H 04MIN 20 SEC
15. BARBAROSSA TABUU 4D 16H 24MIN 57 SEC
16. SCO ----------
17. WS INNOVATION ----------
18. GROUPE PARTOUCHE ----------
19. MONDIAL ----------

TERK EDENLER:

DEDEMAN
INTELECOM
LUBEXCEL
GENEVA PARTNERS

SABAH teknesi olarak simdilik dokuzuncu pozisyonumzudan oldukca memnunuz. Ayrica ustumuzdeki 5 tekne ile zaman farki oldukca az. Insallah daha da yukselebiliriz. Buna ilave olarak Turk ekiplerden Milliyet ilk 2 yaristaki performanisini bu sefer gosteremedi ve genel klasmanda oldukca gerilere dustu. Cezmi Cankar ve Selim Kakis ekibi her gecen gun daha hizli gidiyorlar, ve bu etapta cok basarili oldular. Dedeman ekbi ise bu etabi birakti ve baska bir adaya sigindilar. Bizim Rodolphe ile beraber tespit ettigimiz kisa ve uzun vadeli hedeflerimiz yavas yavas tutuyor bu yuzden cok mutluyuz.

Bundan sonra 2 ayak olabilir ancak hava sartlari dolayisi ile belki bu programda bazi degisiklikler olabilir.

Andros - Bozcaada
Gelibolu - IStanbul

Bu etaplardan sonra yaris tamamlanacak.

Andros'dan selamlar...
Orhan

04 Temmuz 2006

Andros

Yarisin yeniden basladigi Sicilya aciklaridnan beri ilk defa yeniden durduk. Aslida Bozcaadaya kadar bir stop planlanmiyordu - Andros adasinin acigindaki bir samandirayi donup Bozcadaya gidecektik. Ama su anda Andros adasindayiz. Kythira adasindan beri once butun gece orta siddette ruzgarda cok iyi bir orsa yaris oldu, dana sonra gun agirdi ve ruzgar artti, cok uzun bir sure orsa gittik: egenin adalari hep farkli ruzgarlar cikariyorlar, dolayisi ile cok dikat gerektiren bir etap oldu. Cok uzun ve zorlu bir etaptan sonra dun aksamustu saat 4 civarinda 6 tekne inanilmaz hizli ve mucadeleci bir sekilde guneyden Andros kanalina yaklastik. Benim su ana kadarki Ege tecrubelerime gore iki adanin yarattigi bu daracik kanalda bazi enteresan ruzgar olaylari beklenebilirdi. Alti tekne kanala yaklasirken hava kaldi sonra muhtelif yerlerden esti ama sonunda kananli gectik, ancak gecer gecmez ruzgar hizla artti ve sartlar inanilmaz zorlasti, ruzgar estikce esiyor dalgalarda yer yer 4-5 metreye cikiyordu, duvar gibi dalgalarin aralarinda yunuslar sicriyordu. Etrafimizdaki 6 teknenin bir kismi dalgadan kacmak icin solumuzdaki Andros adasinin kiyisindan ilerdi, bizde sert havaya bir sure adapte olduktan sonra cok iyi yarismaya basladik, ve onumuzdeki 2 tekneyi bu zorlu sartlarda gecmeyi basardik. Hava eserken gece bu ruzgarda Bozcaadaya nasil gidecegimizi dusunuyorduk ki, Rodolphe'tan telsiz ile hakem komitesinin gorsumlerini takip etmesini istedim, zira bu hakemler hep fransizca konustuklari icin ben pek birsey anlamiyorum. Ogrendikki
onumuzdeki 2 gun icin verilen firtina alarmi yuzunden tekneleri Andros da bekletmek karari almislar, bu birinci iyi haber oldu.

Finish yapip marinaya geldigimizde 9uncu sirada geldigimizi ogrendik. Bu da ikinci iyi haber oldu, biliyorsunuz yaris esnasinda siralama cok degisebiliyor, bazen birincilikten yirmicinlige dusebiliyorsunuz. Bu dokuzunculuk hem bize genel siralamada bir avantaj sagladi hem de ekip olarak koymus oldugumuz bazi objektifleri yakalamamizi sagladi.

Bundan sonraki program biraz karisik, hava sartlari pek Androsdan ayrilmamiza musaade etmeyecek gibi. Sanirm bugun ve yarin (4-5 Temmuz) buradayiz, daha sonra motorla Canakkale bogazini gecip daha sonra oradan start edecegiz ancak tabii bu da oldukca zor.

Tabii sponsorlar ve yaris organizatorlari icin de biraz sorun, teknelerin en gec Cuma aksami ATAkoyde olmalari gerekiyor, cok yazik aslinda bu kadar insan IStanbula geliyor ama sadece bir gunleri var. Insallah hersey yolunda gider de zamaninda geliriz.

Bu uzun etabin sonucu bizi cok memnun etti. Bundan sonraki etapda da iyi bir derece alip bu pozisyonu korumak istiyoruz. Biraz gosteri amacli olan bogazdaki yarisi da muhakkak kazanmak istiyoruz. Akdenizi cok iyi bilmeyiz ama Istanbul bogazini tabiiki daha iyi biliriz.

Su anda Andros adasina butun yelkenciler dagildi, kimi plajda kimi teknesini topluyor bazilari da kafelerde oturuyor. Ben de bol bol yemek yiyip uyumuya calisiyorum. Aksama butun tekneciler beraber ouzo balik partisi yapacagiz
insallah!

Sizleri artik ozledik yakin zamanda gelmek istiyoruz.

Atakoyde gorusmek uzere,
Androsdan sevgiler
Orhan
SABAH teknesi

03 Temmuz 2006

3 Temmuz

02 Temmuz 2006

Kythira

Kythira adasindan selamlar
Bol ruzgarli geceden sonra hersey yeniden duruldu. Tekneler Yunanistanin en guneyindeki 3 parmaklarin arasinda sularda ruzgarsiz ama cok yuksek mucadeleli bir yaris gecirdiler. Surekli pozisyonlar degisti, cok calisma ve konstrasyon sonrasi ust siralara yerlestik,bazi onemli rakiplermiz gerimizde. Su anda biz oldukca iyi durumdayiz, anakara ile ada arasindakikanaldan sonra artik Egeye acilacagiz, sanirim 4-5 saat kaldi. Ege icin hava raporu siddetli ruzgar diyor ama bizim icin iyi , cunku havada dramatik degisiklikler olmadikca bu filoda pozisyonlar cok demismiyor.

Bundan sonra 2 gun kadar Yunan adalari arasindzan slalom yapip Bozcadaaya gelecegiz sonra motorla Canakkale bogazini gecip yeniden start alip, Istanbulda finish. Yazmasi bile guzel, bekleyin bizi.

SABAH teknesinde hersey yolunda, Rod'a bol bol Istanbul'u anlatiyorum. Bu teknenin uzerindeki guzel SABAH cikartmalarini sokmeye kiyamiyacagim, nyapacagiz diyor; son bir haftadir bu yarisa verilen emekten dolayi. Teknede cok fazla soguk birsey kalmadi, buz gibi ve ihtiyac olarak soyle kocaman bir bardakta bol buzlu bir sikma portakal suyunu hayal ediyorum.

Kythiradan sevgiler

01 Temmuz 2006

1 Temmuz Ctesi 21:00 civarı

Yarin sabah oglen arasi insallah Yunanistanin kosesini donup Ege'ye giriyoruz. Tekneler birbirlerine oldukca yakin. Ege'deki mucadele oldukca zevkli olacak gibi...

Sabahtan beri 3 tekne lastikle baglanmis gibi gidiyoruz, tekneler tamamen ayni suratte, hic bos birakmaya gelmiyor.

Ben su anda bir taraftan yemek pisirip bir taraftan sise bunu yaziyorum, Rod dumende, yemekten sonra sira bende...

Bugun iyi dinlenmemiz lazim, yarin zor bir gun. Ruzgar yine cok hafif , insallah Ege'de esecek.

SABAH teknesinden sevgiler,
Orhan

1 Temmuz Ctesi 16:00 civarı

Evet kusura bakmayin sizleri biraz habersiz biraktik. Tam yaris iptal olduktan sonra ruzgar cikti ve yaris komitesi yarisi yeniden baslatma karari aldi.

Hafif havada yaris yine basladi, bu yarisin basinda su ana kadarki en iyi pozisyonumuzu aldik , hava raporuna gore gece kuzeyden siddetli ruzgar gelecekti ve bizde en on ve en kuzey tekne pozisyonunu kaptik, ancak hakim ruzgar gelmeden evvel ruzgar yine bitti ve tekneler dagildi.

Bu esnada maalesef pozisyon umuzu Musquitaier e kaptirdik. Gece 2 gibi cok siddetli ruzgar cikti, inanilmaz hizli gittik ancak o hata dolayisi ile yine orta siralara indik. (Ustteki grafikte yesil tekne Sabah teknesi). Bu tabii mazeret degil yapilmamasi gereken bir hataydi. Burasi 23 teknenin hem satranc hem de boks maci gibi, bir taraftan cok akilli ve zihnen organize olmak lazim bir taraftan da cok guclu ve dayanikli olmak lazim.

Sizlere daha iyi haberler veremedigiz icin uzgunuz. Su an rota Yunanistanin guney ucu oradan Bozcada'ya cikacagiz, daha epey yol var, insallah iyi haberler gelir.

Sizlere iyi haftasonlari... Tekne ucuyor su anda, benim de yukarida olmam lazim,
SABAH teknesinden sevgiler, Orhan

30 Haziran 2006

Yarış Başladı!

Ve evet sonunda yaris tekrar basladi, geceyi Sicilyanin guneyinde uyuyarak gecirdik. Sabah 7 de yaris yine cok hafif ruzgarla basladi. Ancak su anda biraz artti artik yetecek kadar ruzgar var, cok iyi bir konumdayiz, 3-4 rakip ters tarafa giderek cok geri kaldilar. Su anda filonun onlerine olursak aksamustu cikacak olan kuzeybati ruzgari geldiginde artik yerimizi kaybetmeyiz. Hedef Yunanistanin bati sahilindeki Ithaca adasi, yaklasik 200 mil. Eger beklenen ruzgar eserse yarin orada olabiliriz.
Bize uygun ruzgar, bol enerji ve zihin acikiligi dileyin, gece cok dinc olmak ve hic hata yapmamak lazim. Sabah teknesi Turk sularina onde girmeyi cok istiyor.

Sicilya

Maalesef dun de start verilemedi, teknelerimiz motorla ilerledi. Bu teknede en iyi yaptigmiz is artik bir damla bile dokmeden bidondan depoya mazot dokmek oldu. Aksam oldugunda yaris komitesi tekneleri Sicilya marinasina baglayip hep beraber yemek yiyip, aksam burda kalip sabah yola koyulmaya karar verdi, ancak marinada yer olmadigi icin kisa bir sure baglanip sonra yine yola koyulduk. Kocaman bir pizzayi geride biraktik maalesef.

Su anda Messina bogazinda gidiyoruz, siddetli ruzgar var bogaz olmasi dolayisi ile. Ancak yarin icin hava raporu yine cok dusuk. Bakalim, artik onumuzde sadece Yunanistan var sonra insallah guzel Turkiyemizin sulari.

Italya ile Sicilyanin bulustugu noktadan sevgiler...

29 Haziran 2006

Not

Yarin sabah saatlerinde (persembe 29 haziran) Sicilya adasinin kuzey bolgesine gelmis olacagiz. Yaris komitesi oradan yeniden start vermek istiyor. Burasi Stromboli, Elba gibi volkanik adalarin bolgesi, ayrica Napolyon'un surgun hayati gecirdigi Elba adasi. Start verilmesi tabii yine hava sartlarina bagli ancak gorecegiz. Yaris komitesi kocaman bir tekne ile bize eslik ediyor, mazotu biten teknelere mazot veriyor, hatta bugun tuttuklari kocaman bir tuna baligindan iki dilim ve plastik bardakta 2 tane rose sarap verdiler. Burasi artik denizin ortasinda bir FIGARO partisine donmeye basladi, insallah ruzgar olurda yarismaya baslariz.

Sevgiler...

Motorla Sicilya

Carsamba sabahi saat 06.35. Yarisa verilen ara dolayisi ile biraz dinlenmek firsati bulduk. Sikca yemek yiyip uyuyoruz. Gece 23 tane tekne anayelken ve motor ile Sicilya'ya dogrualti mil surat ile yol aldik. Ancak neredeyse butun teknelerde ekipler uyuyorlardi, tekneler otopilot ile gidiyorlardi. Umarim su anda Sicilya'dan batiya dogru kendi teknenizle gelmiyorsunuzdur, eger oyle ise karsidan gelenlere dikkat edin.

Uzun bir uykudan sonra sabah yedide kalktim, biraz kosu bantinda kostuktan sonra sicak bir dus alip tras oldum. Daha sonra yatagima uzandim ve gazeteleri okumaya balsadim ki asagidan Rodolphe'un kahvalti hazir sesi geldi, bir de ne goreyim yumurtalar, ekmekler, receller, sikma portakal suyu. Hepsini afiyetle yedik. Ve yeni bir gun basliyor...

FIGARO teknelerinde hayat pek boyle degil; oncelikle tuvalet yok, deodorant disinda pek tuvalet esyasi da yok. ayrica icinden su akan musluk nevi biralet de yok. Bunlarin disinda yemekler naylon posetlerde duran donmus yemeklerden ibaret. Biraz Rodolphe'un dunya turu yarislarindan alismis olmasindan dolayi bizdiger teknelere gore bu yemek olayini biraz abartmisiz galiba. Sicak su kaynatip bu minik naylon torbalara dokunce ortaya mukellef bir yemek cikiyor, ornegin tavuklu kuskus yada somonlu makarna, yada balikli risotto. Bunlar pek saglikli degil ama bir hafta icin okdir. Bunun disinda taze yemek icin de bir kutumuz var, 3 elma, 2 muz, 2 tam boy salam, tost ekmegi, kuru kayisi, haribo seker,2 paket makarna (bunlari egeye sakliyoruz) bir takim meyvali kekler.

Su yonunden sorun yok allahtan. FIGARO sinifini kurallarina gore her saat basina gore almak zorunda oldugunuz bir su orani var. Bu yarista en az 60 litre su almak zorundaydik. Biz 80 litre aldik, bu gunde adam basi 4 litre ediyor.

Sanirim bugun de yaris yok. Sicilya'ya varmamiza yaklasik 140 mil kaldi. Yaris Sicilya'da baslayacak. Hadi artik yarismayi ozledik. Teknelerden birinin aile sebepleri dolayisi ile terk ettigini de ogrendik. Dunya kupasi basta olmak uzere bir cok haberi takip edemiyoruz, ancak Fransa'nin 3-1 kazandigini ogrendik. Istanbul'a geldigimizde birikmis SABAH gazelerine yumulacagim. Disarida cok guzel bir sabah var, hafif ruzgar gunes sicacik bir hava ve yunuslar. Sizlere iyi gunler diliyoruz, Rodolphe'un da selami var. Yarisin finishinde Istanbul'a gelirken once Ahirkapi fenerini donup sonra Atakoy'de yarisi bitirecegiz. Oralarda gorusmek uzere...

SABAH teknesi
Orhan Gorbon

28 Haziran 2006

Rodolphe'dan mesaj

Sevgili dostlar,

Asagida Rodolphe'un mesajı var. Sitemizin Fransızca versiyonunu henuz yok ancak bu tip yazılarla destekliyoruz. Orhan

-----

Bonjour à tous et bienvenus sur notre site Internet!Nous en sommes à notre troisième jour de course, et faute de vent, le comitéde course nous a autorisé à déplomber le moteur pour atteindre notreprochain objectif en convoyage: Le Détroit de Messine d'où sera donné unnouveau départ si les conditions le permettent.Mer d'huile, beaucoup de dauphins autour de nous et malheureusement trop dedéchets en tout genre flottant à la surface... cela laisse à penser qu'il ya encore beaucoup à faire pour dépolluer la Méditerranée.Tout va bien à bord de SABAH, si ce n'est ce sacré problème de girouetteélectronique qui nous prive de précieux renseignements pour règler nosvoiles ou opérer les bons changements Spi-Génois. Cela est globalement assezpénalisant dans les petits airs que nous avons rencontrés jusquà maintenant.Espèrons que la brise sera au rendez-vous les prochains jours.

Orhan GORBON est un excellent équipier, très motivé par la compétition etnous nous entendons à merveille. Cela conforte ma position sur l'entrée dela Turquie en Europe, car l'Odyssée d'Ulysse me permet de découvrir un paystrès ouvert sur l'extèrieur et dont les habitants ont beaucoup à nous apprendre. Notre sponsor SABAH, que toute la Turquie connait, participeactivement à cette ouverture d'esprit et s'intègre parfaitement dans ceprojet visant à rapprocher la France et la TURQUIE, tant sur le plan sportifque politique et écionomique! J'espère que la communauté française enTurquie sera nombreuse à nous accueillir à Istanbul pour fêter l'évènement!

Bonne journée à tous

Rodolphe JACQ à bord de SABAH

27 Haziran 2006

Birinci ayak

Cannes aciklarindaki siddetli ruzgarda oldukca suratli gittik ve uzunca bir sure ucuncu durumda bulunduk. Ancak ruzgarin bitip sonra yeniden basladigi noktalarda maalesef adaptasyon zorluklari cektik ve iddiali teknelere gecildik.

Bir ara birinci ile aramizdaki fark 15 mile kadar cikti ancak sonra biraz toparladik. Ancak dun gece yine cok ruzgarsiz bir bolgede kotu bir performans gosterdik. Dun aksam saat 8 gibi yarisin ilk etabi olan Bonifacio samandirasini donduk.

Korsika'nin guneye bakan sahilinde cok vahsi kayaliklar, dimdik duvarlar, ikinci dunya savasindan kalma barinaklar ve bu yarlara yapilmis enteresan evler var. Tam gunes batarken donmus oldugumuz icin oldukca hos bir manzara idi, ayrica bize eslik eden hakem teknesi de orada oldugu icin yaris bir yarim saat icin sosyallesti. Bu samandira donusunde onbirinci sirada idik.

Ancak bu sabah guzel bir sey oldu, ve yaris (bu ayak) ruzgarsizlik dolayisi ile tatil edildi. Su anda butun tekneler Korsika ve Sicilya arasinda ve hep beraber motorla Sicilya'ya dogru gidiyoruz. Hava raporunun olumluya donmesi ile beraber yeniden start verecekler. Itiraf etmeliyim ki bu durum bizim icin cok faydali oldu, buyuk bir sans diyebiliriz. Umarim yeni yarista sabit ruzgar olur.

Bir de Cannes'daki starttan 10 dakika once diregimizin tepesindeki ruzgari gosteren alet ucup gitti. Aslinda bu alet olmadan da yelken yapilir ancak bu kadar iddiali bir filoda biraz zor oluyor. Gosterge olmadiginda ruzgar siddeti, ruzgarin tekneye gelis acisi (wind angle) ve gercek ruzgarin yonu gorulemiyor, tamamen bizim hislerimize kaliyor. Sanirim hava degisikliklerinden etkilenmemizin bir sebebi de bu.

Yarista beklendigi gibi TEB sponsorlugunda Erwan Tabarly ve BEL KARPER [peynir gulen inek) Kito de Pavant hep en onde gidiyorlar. Kito zaten 2 hafta evvel yapilan tek kisilik solo med yarisini da kazanmisti.

Akdeniz iki gundur ayna gibi, sizlere daha dinamik haberler yazabilmek icin biraz ruzgar istiyorum.

SABAH teknesinden sevgiler,
Orhan

26 Haziran 2006

İlk 24 saat

Yaris baslayali neredeyse 24 saat oldu. Korsika adasina 10 mil mesafede duruyoruz. Su anda hem ruzgar hizi hem de tekne hizi sifir ve anormal bir sicak var. Aslinda yaris gayet hizli basladi. Cannes'da startta oldukca siddetli ruzgar vardi ve tekneler buyuk bir hizla yola ciktilar. Aksam saatlarinde azalan hava, gece gec saatlerde yeniden cikti ve bizi 7 mil suratle buralara getirdi.

Geceleri hic ay yok ancak hava gayet sicak, cok huzurlu geceler olacak gibi. Su anda durumumuz da cok iyi degil, sanirim onuncu durumdayiz. Startta bazi stratejik hatalar yaptik simdi de bu kosullarda fazla toparlamak mumkun degil.

Korsikadan sevgiler, ya ruzgar cikacak - hava raporu no wind diyor - ya da yaris komitesi bu etabi kesip yeniden start verecek daha ilerde. Ucuncu secenek ise gunde 5 kilo kaybedecegiz.

SABAH teknesinden sevgiler,
Orhan

25 Haziran 2006

Bir kaç saat sonra yarış başlıyor

Sevgili dostlar, bir kaç saat sonra Cannes - Istanbul etabı başlıyor. Dunku hava raporu ile ilgili toplantıda hava şartlarının çok çok hafif olacağı bildirildi. Bizim teknedeki raporlar da onu gösteriyor. Bu biraz yavaş geleceğiz ve biraz terleyeceğiz demek, ama olsun, yine de güzel bir yarış olacak inşallah... Şu andaki plana göre 5 Temmuz 18.00'de Gelibolu açıklarından Istanbul'a gelmek üzere yeniden start edeceğiz.

Hepinize sevgiler,
Ataköy'de görüşmek üzere.

Orhan / Rodolphe

Yarışı Online Real-time izlemek için:

http://vakkocannesistanbul.geovoile.com/

Start Sabahı

Bugun güzel bir gün. Yaklaşık 25 senelik yelkencilik tecrübemin belki de en anlamlı günü. Bugüne kadar Amerika Türkiye İngiltere Yunanistan Güney Afrika İrlanda gibi yerlerde yelken yaptım. Fastnet yarışında Güney İngiltere'nin yağmurlu kasabalarından Irlanda'nınkilere yarıştık, Amerika'da Newport Rhode Island'an ayrıldıktan beş gün Bermuda'ya vardık. Ama bu sefer farklı hedef Istanbul. Doğup büyüdüğümüz, ailemizin dostlarımızın bulunduğu, boğazıyla adalarıyla yelken merakımıza ev sahipliği yapan Istanbul.

Ayrıca 20 tane teknenin Bozcaada, Çanakkale boğazı, Marmara Denizi, Ahırkapı, Ataköy,Istanbul Boğazından geçecek olmaları benim hayalimdeki tabloyu oldukça renklendiriyor. Hem bizim teknemize (SABAH) hem de rakiplerimize en güzel şekilde evsahipliği yapacak olan Istanbul'umuzu iple çekiyoruz. Ekip arkadaşım Rodolphe 'e hep anlatıyorum Istanbul'un güzelliklerini. Öncelikle finishten sonra kendisini hamama götürmeye söz verdim. 10 gün teknede yıkanmadan geçtikten sonra bu iyi bir fikir olur diye düşündüm. Açıkmış olacağımızı da düşünürek, balık isterse boğaza, et isterse de Eminönü'nde Hamdi 'ye götürme sözü de verdim. Ayrıca inşallah vaktimiz olursa SABAH teknemizle Kalamış ve Adalarda keyifli bir yelken seyri yapmak çok isterim.

Yarış saat 12.00'de başlıyor. Ilk hedef Korsika, tam 163 mil, hava estiği takdire 24 saatte gidilebilir ancak bu şartlarda Pazartesi akşamı orada olabileceğimizi düşünüyorum. Dünyanın en güzel yelken bölgesi olan Sardunya adası ve en güzel teknelere ev sahipliği yapan Porto Cervo limanının önünden geçeceğiz. Bonifacio kanalı çok rüzgarlı ve dar. Daha sonra hedef Stromboli adası, bu ikinci etap diyebileceğimiz bölüm de 360 mil,yani Istanbul Çeşme gibi. Daha sonraki pasaj Ithaca adası. Bu yarışa ismini veren Odise'nin adası. Messina - Ithaca arası da 255 mil. Burayı da geçtikten sonra oldukça karaya yakın gitmek sureti ile bütün Yunanistan yarımadasını iskele tarafımızda bırakarak Andros adasına gideceğiz. Bu etap da tam 320 mil. Andros adası da iskele de kalacak ve sonra inşallah Türk sularına gireceğiz. Andros'dan sonraki durak Bozcaada, bu etap da sadece 140 mil.

24 Haziran 2006

Prolog

Dün Cannes - Istanbul organizasyonunun ilk yarışı yapıldı. Cannes koyu içinde oldukça kısa ve basit bir yarıştı. Butun tekneler ilk defa biraraya geldiler. Yarış parkuru içlerinde Savarona da olmak üzere dünyanın en büyük ve en pahalı teknelerinin arasında yapıldı. Bu bakımdan çok güzel bir gün oldu.

Oldukça hafif (6-8 mil) bir havada yapılan yarışta, iki genel geri çağırmadan sonra yarış başladı, biz start hattının tam ortasından çıktık ve iyice önlerde yerimizi aldık. Filonun bir çoğu parkurun sağ tarafını seçti biz ortadan gittik ve en öne geçtik. Orsa ayağını uzun süre önde götürdük.



Parkurun sol tarafındaki iki adet küçük adanın yarattığı yerel rüzgarları kullandık, ancak bu esnada arkadan gelip bizden daha çok adaya yaklaşan 4 tekneye mani olamadık ve bizi geçtiler. Bundan sonra uzunca bir süre apaz gidilen yarışta, çok fazla pozisyon değişikliği olmadı. TEB sponsorluðunda yarışan Erwan Tabarly (Fransızların efsane yelkencisi Eric Tabarly'nin kuzeni) ile çok yakın yarıştık ve önlerinde bitirdik.

Yarışı beçinci sırada tamamladık, genellikle bu bölgeleri iyi bilen FIGAROCU'lar ön sıraları aldılar. Milliyet sponsorluğunda yarışan Arif ve Lionel ekipleri en son pupa ayağında önlerindeki iki tekneyi geçerek birinci oldular, kendilerini tebrik ediyoruz. Teknemiz uzun yarısa hazır olduğunu gösterdi, özellikle apaz seyirlerde oldukça hızlı gittik, bu uzun yarı için bizi sevindirdi.

Yarıştan sonra oldukca basit ve en önemlisi sadece Fransızca konuşulan bir yemek ve ödül töreni yapıldı. Cannes Istanbul arası yarış yapıp sonra Türk yelkencilerin hiçbirşey anlamadığı bir şekle sokmak biraz enteresan.

23 Haziran 2006

Bugün İlk Yarış!

Bugun ilk koyiçi yarışı yapılacak, aslında bu kısa yarışların genel sıralamaya pek bir etkisi yok ama yine de butun teknelerin karşılaşacağı ilk yarış olacak.
23 tekne yanyana bağlandılar Cannes Marinasında, her teknede farklı bir faaliyet var, bazılarında dalgıclar altını temizliyor, bazılarının direklerinde insanlar var vs.

Yeni yelkenler olculurken:


Ayrıca dun Istanbul – Nice uçagı ile bir çok misafirimiz geldiler, annem, bazı gazeteciler ve en önemlisi sponsorlarımız SABAH gazetesini temsilen sevgili Turgay Noyan abimiz ve SABAH gazetesinin fotoğrafçısı geldiler.

Ayrıca dün hem sabah hem akşamüstü iki kez toplantı yapıldı. Sabahki toplantıda Fransız donanmasının sorumlularının da oldugu güvenlik toplantısı yapıldı. Akşam üstü ise genel büyük yarışın navigasyon konularını içeren bir toplantı daha yapıldı.
Avrupa’da sık sık karşılaştığımız bir durum var yine – yarış talimatları (yarışan tekneler için hazırlanan yarış kuralları , rota vs) sadece Fransızca yazılmış, yani hadi Türkçe'yi bir kenara bıraktım ama en azından İngilizce olması gerekirdi, Arif ve ben nispeten şanslıyız (Fransız ekiplerle yarıştığımız için) ancak Selim – Cezmi ve Ahmet Abi – Egemen ekipleri için biraz sorun olacak gibi. İleriki yıllarda bu konuya dikkat edilmesi gerekir diye dusunuyorum.

Rota genel olarak kısa kısa altı farklı bölümden oluşuyor, ilk bölüm Cannes – Bonifacio (Korsika ve Sardunya arasındaki kanal), daha sonra Bonifacio – Messina (Sicilya Italya arası), daha sonra Messina – Ithaca (Batı Yunanistan), daha sonra Ithaca - Andros (Ege) ve Bozcaada.
Toplam 1230 mil olacak olan bu yarış bu şekile kısa etaplara bölünmüş bir durumda, bu tabii bizim için güzel bir şey çünkü hep yani bir ada – kanal görme heyecanı ile yarışacağız.
Bozcaada’da enteresan bir “stop” var. Bütün tekneler 5 Temmuz sabahı sabah altıda Bozcaada’dan Gelibolu’ya doğru hareket etmiş olacaklar , Bozcaada’ya erken gelen dinlenme fırsatı bulacak, son anda gelen ise hiç durmadan hareket etmek zorunda olabilir. Ancak zaten Bozcaada durağı “yardım almanın” yasak olduğu bir durak, yani yarış gibi kabul ediliyor. Teknelere ancak mazot, yemek ve su almaları serbest onun dışında bütün ihtiyaçları kendi kendilerine gidermek zorundalar.
Daha Istanbul’daki finish ise inşallah çok etkileyici olacak. Yarışın finish hattı Ataköy Marina mendireğinin açığında, ancak Marmara’dan gelen tekneler Ahırkapı fenerini dönerek Ataköy’e gidecekler, Ayasofya’nın önünde dev SABAH logomuzla güzel bir görüntü olacağını düşünüyorum (hele bir de önlerde olursak).

Teknelerde sürekli pozisyonumuzu gösteren otomatik aletler var, bunlar sayesinde her gün iki kere organizasyon komitesi butun teknelere yarışın genel durumunu gönderecekler, umarım yarışın sitesine de koyarlar, biz de bu siteden sizleri en fazla şekilde bilgilendirmeye çalışacağız.

Bugun saat 12.00‘de ilk yarış başlayacak daha sonra ekiplerin basına tanıtılması ve açılış kokteyli ve ödül töreni yapılacak.

Yarışta Yanımda Bulunan Eşyalar

Hem ağırlık bakımından hem de kullanım kolaylığı bakımından çok az eşya almamız gerekiyor. Yarışı basitleştimek bakımından daha az eşya olunca, insanın kafası daha rahat oluyor, giyim konusunda. Örneğin bütün bu yol için sadece çizme alıyoruz, tabiiki çok sıcak Ege günlerinde bu çok rahatsız olacak ancak geceleri de çok gerekli, bu konuyu kolaylaştırmak için tek bir çift ile olayı hallediyoruz.

Diğer almayı düşündüğüm eşyalar da aşağıda :

2 adet polo tshirt
3 adet bisiklet yaka tshirt
1 adet uzun kollu gömlek
1 adet şort
1 adet pantalon
1 adet yelek
2 adet şapka
2 adet güneş gözlüğü
1 çift çizme
1 çift eldiven
Termal iç çamaşırı alt ve üst
Su geçirmez takım (salopet ve ceket)
Çakı
Fotoğraf makinesi
Cüzdan
Pasaport
5 çift çorap
5 iç çamaşırı
Uyku tulumu

Ugurlu bilezigim:

Yarışa Katılan Tekneler ve Ekipler

Son ana kadar bir değişiklik olmazsa toplam 23 teknenin yarışa katılması bekleniyor.

Toplam 6 Türk yelkenci var.
2 teknede birer, diğer iki teknede ise ikişer Türk yelkenci var. Buna göre benim dışımda;
Arif Gürdenli Fransız ekip arkadaşı Lionel Pean ile beraber.
Egemen Duzgoren ve Ahmet Kulaçoglu Dedeman Otelleri sponsorluğunda
Cezmi Cankar ve Selim Kakış (sponsorları henuz açıklanmadı)

Bizim dışımızda diğer bütün tekneler Fransız yelkencilerden oluşuyor.

Kito De Pavant, Marc Thiercelin, Roman Attanasio, Bertrand De Broc ve Armel Tripot yarışın favorileri arasında gösteriliyorlar. Benim ve Arif’in ekip arkadaşlarımız da (Rodolphe Jacq ve Lionel Pean) da gayet iddialılar. Rodolphe yeni jenerasyon Figaro yarışçıları arasında çok başarılı, son yıllarda hem tek başına hem de iki kişi olarak bir çok Figaro yarışı kazanmış , Lionel Pean ise Fransa’da bir zamanların en başarılı yelkencisi. Hem Figaro sınıfını hem dünya turunu kazanmış.

Bizim teknelerimizin neticelerini artık biraz bizim performansımız gösterecek.

22 Haziran 2006

Yarışa ismini veren Odysseus hakkında...

İthaka Kralı Odysseus kurnazlığı ile ünlüdür (İthaka Mora Yarımadası’nın kuzeybatısı). Truva savaşı için tüm Miken devletleri toplanırken o karısı Penelope’yi ve evini bırakıp savaşa gitmek istememiş, bu yüzden deli numarası yaparak yırtmaya çalışmıştır. Menelaus’un elçisi Eviya adası kralının oğlu Palamedes Menelaus’un çağrısı’nı ona iletmeye geldiğinde sabana bir öküz ve bir eşek koşmuş, deli gibi şarkı söyleyip sabanın açtığı yarıklara tuz ekiyormuş. Ama elçi de durumu fark edip Odysseus’un küçük oğlu Telemachos’u sabanın önüne atmış, adam da mecburen deli numarası yapmaktan vazgeçmiş.

Odessa destanını konusu Truva Savaşı değil, savaştan sonra Odysseus’un Truva’dan İthaka’ya dönüş yolculuğudur. Her ne kadar çeşitli tezlere göre yolculuk Norveç’i de içine alsa hatta Odysseus’un dünyanın çevresini dolaşan ilk insan olduğu iddia edilse de bu yolculuk muhtemelen Doğu Akdeniz- Ege arasında geçmiştir.

Durmadan Kayip Odysseus

Odesa, Aka donanmasının Eviya önlerinde Tanrıların neden olduğu bir fırtınaya yakalanmaları ile başlıyor. Odysseus, beraberindekilerle yolunu kaybedip Ogygia adasına geliyor. Burada bir Nymphe (tanrımsı) olan Kalypso Odysseus’u rehin tutuyor, ona aşık olduğu için. Ama Odysseus’un tüm destan boyunca ulamsak istedigi ülkesi İthaka ve karısı Penelope’ye kavusmak icin Kalypso’dan kurtulmak istiyor. Burada da tanrılar işin içinde, Athena, Zeus’a Odysseus’u kurtarması ve Odysseus’un küçük oğlu Telemachos’u onu bulmaya göndermesi için yalvarıyor. Neticede tanrısal elçi Hermes Kalypso’ya Odysseus’u bırakmasını söylemekle görevlendiriliyor, Athena da Mentor’un kılığına girip Telemachos’u ikna etmeye uğraşıyor.

Bu arada Odysseus’un uzun zamandan beri ortalıkta olmamasından dolayı öldüğüne kanaat getiren ve karısı Penelope ile evlenmek isteyen talipliler, Odysseus’un sarayında kalıp kendi aralarında Penelope ile evlenecek en uygun adayın kendileri olduğu konusunda birbirleri ile mücadele ediyorlar. Penelope ve Telemachos ise Odysseus’un yaşayıp yaşamadığını bilmedikleri için bu konuda bir şey yapamıyorlar. İşte Athena da Homeros’a göre babasını bulması konusunda Athena Telemachos’un ruhuna cesaret dökecektir. Athena, Telemachos’u ikna eder ve annesinin taliplerine bir yıl daha beklemelerini söyler, kendisi de babasını aramaya gider. Telemachos babasını aramak ve Truva’dan sağ olarak dönenlerden babasının akibetini öğrenmek için Pylos ve Sparta’ya gider.

Bu arada Hermes Kalypso’yu ikna ediyor ve Odysseus adadan ayrılmak için bir sal yapıyor. Adadan yaptığı salla ayrılan Odysseus, Poseidon’un gazabına uğruyor ve sal batıyor, o da yüzerek Phaiak ülkesinde (Yunanistan’ın batı kıyısı ya da Korfu) karaya çıkıyor.

Odysseus ve arkadaşları Truva’dan dönerken İsmaros’tan geçiyor (Truva’nın kuzeybatısı, bugünkü Türkiye ile Yunanistan’ın kara sınırının civari) Buradaki halkı kılıçtan geçirdikten sonra komşu halkların saldırısına uğruyorlar. Bu çatışmada on iki gemiden yetmiş iki kişi ölüyor.

Daha sonra çıkan fırtınada gemiler Libya ya da Tunus kıyılarında bir yere sürüklendiler. Buradan sonra bir ifadeye göre yine Tunus ya da Libya kıyılarında, ya da Napoli Körfezi ya da Sicilya’nın doğu kıyısında bulunan Kyklop’ların ülkesine ulaşıyorlar. Burada Polyphem adlı tek gözlü devle karşılaşıyorlar. Onun mağarasında hapis kaldıktan sonra Odysseus’un bulduğu çok akıllıca bir oyunla Kyklop’un gözünü kör edip mağaranın kapısını açmasını sağlayarak kurtuluyorlar.

Bir sonraki durak dost insanların yaşadığı Aiolia adası. Bu adanın Sicilya’nın kuzeyinde yer aldığı tahmin ediliyor. Buradan ayrılınca Korsika adası olduğu tahmin edilen Lestrigonların yaşadığı Telepylos şehrine varıyorlar. Burada Odysseus’un kendi gemisi haricindeki gemiler Lestrigonlar tarafından batırılıyor ve Odysseus’un adamlarının çoğu ölüyor.

Büyük kayıplarla kurtulan Odysseus, Aiaia adasına geliyor. Bu ada Tanrıça Kirke’nin evi. Kirke’nin insanları hayvana dönüştürme gücü vardı. İlk önce Odysseus ve arkadaşlarını çok iyi ağırlar ama daha sonra onları domuza dönüştürur. Odysseus ise Hermes’in kendisine verdiği ot sayesinde Kirke’nin büyülerinden korunabilir. Daha sonra Kirke onları Hades’in ölüler diyarına gidip Teiserias’a geleceği sormaları karşılığında serbest bırakacağını vaat etti. Odysseus’un ölüler diyarına gidip geleceği öğrenmesinden sonra Kirke onları bundan sonraki yolları ile ilgili öğütler vererek serbest bıraktı.

Odysseus ve adamları bundan sonra güzel sesleriyle denizcileri büyüleyip felaketlerine sebep olan Sirenler adasının (Sicilya’nın kuzeyi veya Salerno körfezi) yakınından geçecekler (Odysseus buradan geçerken denizcilerin kulaklarını balmumuyla kapatmış, kendisini de direğe bağlatmıştır)

Bundan sonra geçecekleri yer tehlikeli bir boğazolan Skylla (büyük bir ihtimale Messina Boğazı) kayalığıdır, buradan sonra da Güneş tanrısı Helios’un hayvanlarının otladığı Thrinakia adasına geleceklerdir. Teiserias bu hayvanlardan birini öldürürlerse tüm adamlarının öleceğini ve Odysseus’un İthaka’ya tek başına dönmek zorunda kalacağını söylemişti. Fakat Thrinakia adasında adamlar erzak bitip aç kalınca hayvanları öldürüp yiyince Zeus’un gazabını üzerlerine çektiler.

Tum yukarda anlatilanlar Odysseus’un Phaiak kralının sarayında anlattığı hikaye, yani flashback. Phaiak kralı’nın Odysseus’a tahsis ettiği gemi ile Odsysseus’u ve kralın ona verdiği hediyeleri İthaka sahiline bıraktılar. Daha sonra Odysseus tanınmamak için bir çoban kılığına girdi ve kendi sarayına doğru yola çıktı. Saray yakınlarında domuz çobanı Eumaios’tan durumu öğrendi Odysseus. Ayrıca Menelaus’un yanından dönen oğlu Telemachos’la da burada karşılaşıyor Odysseus. Telemachos ve Odysseus damat adaylarını alt etmek için plan yapıyorlar. Odysseus dilenci kılığında saraya gidiyor ve durumu görüyor. Daha sonra Telemachos’un da yardımıyla adaylar arasında bir yarışma düzenleniyor ve Odysseus tüm adayları altettikten ve onları öldürdükten sonra kimliğini Penelope’ye açıklıyor.

21 Haziran 2006

Cannes Port Canto Limanı

Neredeyse bütün tekneler Cannes Port Canto limanina geldiler.
Biz Türk bayragimizi dalgalandiriyoruz.
Orhan

20 Haziran 2006

Teknemizin içi:

Tahmin edebileceğiniz gibi teknenin içinde pek birşey yok.
Öncelikle en baş tarafta sadece güvenlik eşyalarını içeren bir kutu var, işaret fişekleri, demir, acil durum battaniyesi vs. Bunların dışında ön tarafta ağırlık yapmaması için hiçbirşey durmuyor.

Aşağı yukarı herşey orta alanda – aslında gayet hacimli bir bölge ancak pek konfor yok. Merdivenden içeri girince tam karşınızda navigasyon masası var – yarış esnasında 2 adet lap top, bir adet faks ve bol bol kurşun kalem ve defter ile çalışıyoruz. Navigasyon için kullanılan laptop sürekli açık, zaman zaman aküler bitmeye başladığında motor çalıştırılarak şarj ediliyor. Faks ise hava raporu için kullanılıyor.



Bunların dışında tabiiki telsiz, GPS ve İridium telefon var, bu telefon uydu bağlantısı olan telefonlardan ve dünyanın her yerinden çekiyor.

Navigasyon masasının hemen altında 4 büyük bidon var, bunlar şu anda boşlar, yarışta bunlara taze su dolduruluyor ve bütün yarış boyunca bunlardaki su içiliyor.



Sol tarafta pil, fener, dürbün vs. gibi aksesuarların bulunduğu bir kutu var, onun hemen altında ise haritalarımız duruyor. Sağ taraf ise mutfak. Bir adet ocak vasıtası ile yemekler ısıtılıyor. Onun dışında kuru yemekler (biskui, şeker, kuru meyva, reçel gibi) yine bu taraftaki bölmede duruyorlar.

Teknenin içine girdiğinizde sağ sollu olarak arkaya doğru uzanan yataklar var, bu yataklar bir kişinin ancak sığabileceği gibi. Resimde görülen sarı ip ile kullanılan palanga vasıtası ile tekne yan yattığında kendi yatış pozisyonunuzu ayarlayabiliyorsunuz. Böylece uyurken şayet arada sırada uyanıp bu konuyu hallederseniz, hemen hemen her zaman teknenin yan yatma açısı ne olursa olsun denize parallel uyuma şansınız var. Her iki yatağın tam ortasında ise motor var, bu tip yarış teknelerinde sık sık olduğu gibi motor oldukca kucuk ama yine de oldukça önemli.



Motorun arkasında ıse dümen donanımı ve oto pilot var. Tek kişi kullanılan bu teknelerde oto pilot çok önemli, teknenin en arka kısmında dümen donanımına bağlı çalışan bu sistem oldukça büyük ve modern bir sistem.

Genel olarak teknenin mümkün olduğu kadar basitleştirilmiş. Bütün ıvız zıvır eşyalar su geçirmez çantalarda duruyor. Yarışırken lazım olan ıskotalar, dürbün ve navigasyon cihazı hariç pek ortalıkta başka hiçbirşey yok. Zaten teknenin bütün donanımının çok basit olması gerekiyor, çünkü iki kişi olunca sadece en temel konularla ilgilenebiliyorsunuz.
Dolap, kapı, çanta, bölme, sepet, kutu gibi şeyler yok, bütün eşyalar çok basit ip ve file ile yapılmış sistemlerle birbirinden ayrılıyor.

Teknenin iç donanımını sizlere Istanbul ‘da göstermek isteriz.

Sevgiler
Orhan Gorbon

19 Haziran 2006

Bu haftasonundan resimler



15 Haziran 2006

Cannes’da bir antreman - 14 Haziran 2006

Tekne ile ilgili hazırlıklar tam hızı ile sürüyor. Cannes ‘da bugünler pek rüzgar esmiyor. Biz de sabah marinaya gittiğimizde hiç rüzgar olmadığı görünce yeniden teknede çalışmaya başladık. Teknenin en önemli üç kısmı water ballast (rüzgarüstü tarafına basılan 400 kg su) navigasyon cihazları ve elektronikler. Bunların üçüne de gözümüz gibi bakıyoruz ve her fırsatta bakım yapıyoruz. Yine çalışmaya başladık, Rodolphe sık sık direğe çıkıp elektronikler ile ilgili çalışıyor. Bir süre sonra rüzgar esmeye başladı, tam batıdan esiyordu ve gittikçe arttı. Çabuk bir şekilde karnımızı doyurup, hemen denize çıktık.

Marinanın çıkışında ana yelkenimizi bastık. Daha sonra büyük genova (2 adet var) yı bastık ve Cannes koyundan dışarı doğru açılmaya başladık. Hafif dalga olduğundan tekne maksimum süratinin % 10 altında gidiyordu. Yaklaşık 5 tramola ile iyice açıldık. Her tramoladan evvel water ballast diğer tarafa aktarılıyor. Bu antremanlarda alışmak amacı ile genellikle tekneyi ben kullanıyorum. Çift dümen palası dolayısı ile bizim alıştığımız hislerden biraz farklı , orsada kullanması biraz daha zor. Ancak sanırım son 5-6 gündürki antremanlar sayesinde odukça alıştım, artık tekne ben kullanırken de maksimum süratine çıkabiliyor. Balon basmadan önce rüzgar şiddeti 17-18 mil civarında idi, ve daha sonra balonlu seyre geçtik. Teknenin yelken sathı çok büyük, balonla çok hızlı gidiyor. Bu seyirde 9 mil civarında gittik. Çok rahat bir şekilde 4 tane kavança attık ve tekrar orsaya döndük. Teknedeki bütün malzemeler yeni, ipler özellikle çok başarılı , Rodolphe Liros marka iplerle bütün tekneyi yenilemiş.

Artık rüzgar şiddetlendi, bir genova değiştirme antremanı yaptık, solent dediğimiz küçük genovayı diğerinin içine basıp, tramola attıktan sonra eskisini indirdik. Bu büyük teknelerde sık sık yapılan bir manevra, ancak iki kişi de gayet güzel yaptık. Tabii işin zor tarafı indirilen genovayı katlayıp torbalayıp yerine koymak , bu da büyük teknelerde yapılan bir iş ancak iki kişi biraz zor oldu. Rodolphe ve ben tekneyi otopilota bağlayıp, hemen bu işi yaptık.

Ve yeniden şiddetli rüzgarda orsa seyrimize devam ettik. İkinci seferde genova küçültmemiz sayesinde sürat hiç düşmedi. Ve sonra yeniden balona geçtik, artık 23 – 25 mile kadar çıkmış olan batı rüzgarında tekne uçuyordu, 13,5 mil hemen Cannes koyunun içinde gittik. Biraz daha fazla dalga olsa çok daha hızlı giderdi. Teknenin kullanımı çok kolay ve keyifli, sanırım uzun yarışın bazı kısımları çok çok keyifli olacak.

Antreman çok keyifli geçti, Rodolphe’un hep yarıştığı ve transpasifik rekorunu kırdıkları Geronimo teknesinde bir kuralları varmış, her hataya bir bira ! Biz de seyre başlamadan bu kuralı uygulamaya koyduk, sadece bir bira kaybettim, hiç fena değil ilk hafta için...

Program Cannes – Istanbul

Şu anda Cannes’da antreman yapıyoruz.

Otelimiz :
Le Mas de Mougins Sonia et Joel Benita
91 Avenue du General de Gaulle 06250 Mugins
tel: 04 93 75 77 46 fax : 04 93 75 77 46
info@lemasdemougins.com

Burada antremanlar son güne kadar devam edecek. 23 Haziran Cuma günü yarışlar, Cannes’da bir koyiçi yarışı ile başlıyor. Burada kısa mesafede yarışacağız ve bu yarış ile beraber bütün yarışın puanlaması başlayacak.

Bu yarışın sonrasında son hazırlık günümüzü 24 Haziran Cumartesi günü kullanacağız. Bu gün yemekler, kişisel eşyalar teknelere yerleştireceğiz ve startı bekleyeceğiz..
25 Haziran Pazar günü öğlen saatlerinde Bozcaada’ya doğru hareket edeceğiz.
Bütün bu teknelerin 8 Temmuz Cumartesi günü ıstanbul Boğazında Vakko yarışında yarışacakları düşünülürse; en geç 3-4 temmuz gibi Bozcaada ‘da olmamız gerekiyor. Ortalama bir rüzgar olduğu takdirde, bu çok zor olmaz diye düşünüyorum.
İlk hedef Korsika ve Sardunya adalarını ayıran Bonifacio boğazı, ikinci hedef Italya’nın Stromboli Adası ve Sicilya ile Italya’nın anakarasını ayıran Messina boğazı.

Daha sonra biraz yolu uzatarak kuzeye doğru Yunanistan’ın ıthaca adasını dönüyoruz. Daha sonr ayeniden güneye Yunanistan’In en güney ucunu dönüp, herhangi bir kısıtlama olmadan direk Bozcaada’ya geliyoruz.
Bozcaada’daki finish’den sonra teknelerimiz motorla Gelibolu’ya gidecekler.
Daha sonra Gleibolu’dan start ederek, Marmara Denizini geöerek Istanbul’a geleceğiz.
8 Temmuz Cumartesi Istanbul Boğazı’ndaki yarıştan sonra toplam sıralama belirlenecek.
Ödül töreni ise 9 Temmuz Pazar akşamı Ataköy’de düzenlenecek.

23 Haziran Cuma 12.00 Cannes Port Canto Ilk yarış
23 Haziran Cuma 18.00 Ekiplerin basına tanıtılması
23 Haziran Cuma 20.00 Ilk yarış ödül töreni
24 Haziran Cumartesi 11.00 Güle güle kokteyli
25 Haziran Pazar 12.00 Cannes - Istanbul START
3 - 5 Temmuz : Bozcaada
6 Temmuz Perşembe Ataköy'de hoşgeldin aktiviteleri
8 Temmuz Cumartesi 12.00 Istanbul Boğazında Vakko Cup
8 Temmuz Cumartesi 19.30 Ataköy Marina ödül töreni

Yarışın websitesi : www.vakkocannesistanbul.com

Daha fazla bilgi icin: http://primacom.activsoft.com/NET/img/upload/29_DP_9juin.pdf

14 Haziran 2006

İlk Hafta

Geçen hafta uçakla Nice şehrine geldim ve ekip arkadaşım Rodolphe Jacq ile Cannes'da buluştum.Araba ile "La Grande Motte" kasabasına gittik ve burada teknemize kavuştuk.



Grande Motte kasabası, Güney Fransa'da fazla iddialı olmayan yazlık yerlerden biri ancak FIGARO teknelerin Akdeniz'deki merkezi. Teknemiz burada kamyondan boşaltıldı ve denize indi. Daha sonra teknenin direğini diktik ve yelkenli seyre hazır hale geldi. Ayrıca SABAH logosu ile donatılmış olarak teknemizi ilk defa gördük. Burada ilk defa yelken bastık ve ilk seyrimiz olan yaklaşık 200 millik Le Grande Motte - Cannes etabına başladık. Marsilya'nın batısından başlayıp, Marsilya Toulon ve daha sonra St. Tropez, St. Maxime, Porcorolle gibi dünyaca ünlü beldelerin önünden geçerek, Cannes'a doğru ilerledik. İlk gece maalesef hiç rüzgar yoktu, zaman zaman motorla gitmek zorunda kaldık. Ancak yine de teknenin donanımını ve sistemleri öğrenmek için çok faydalı oldu. Ertesi sabah 04 - 07 arası hafif bir sabah rüzgarı ile balonla seyir yaptık, 6 mil sürat ile yaklaşık 3 saat gittik. Daha sonra şiddetli doğu rüzgarı geldi, hızı 25 mili bulan bu güzel havada toplam 18 saat orsa gittik ve gece Cannes'a vardık. Maalesef Istanbul'da yarışlarda hem sert rüzgar hem de böyle uzun orsa seyirler pek olmuyor , o bakımdan bu durum hoşuma gitti.

FIGARO tekneleri çok etkileyici. Aslında bunlar ikinci jenerasyon tekneler. FIGARO (tek kişilik) yarışlar ilk başladığında, daha küçük teknelerle bir sınıfı oluşturulmuştu, Simdi ise ihtiyac üzerine tekneler biraz büyümüş. Müthiş güçlü tekneler, yelken sathı çok büyük, teknenin formu çok stabil ve çok hızlı. Çift dümen sayesinde kullanımı çok rahat. Orsada da çok hızlı, ortalama orsa sürati 6,5 mil civarında. 400 kilo water ballast sayesinde , çok daha stabil olabiliyor. Yani bu tekneler tabir caizse "gemi gibi" zaten hep gemi rotalarında yarışıyorlar, rüzgar olduğu sürece sanki dev bir motoru varmış gibi 14 mil civarında sürat ile gidiyorlar.



Ekip arkadaşım Rodolphe ile çok iyi anlaşıyoruz. Aynı yaşta olmamız çok büyük bir avantaj. Ayrıca Rodolphe çok enerjik ve heyecanlı. Cannes Istanbul yarışını çok ciddiye alıyor. FIGARO'cular için ilk defa doğu Akdeniz'e gidiyorlar onun için hepsi gayet heyecanlı. Fakat bu yelkencilerin performanslarını gerçekten takdir etmek lazım. Koskoca tekneyi tek başlarına 15 gün boyunca kullanıyorlar ( mesela Transatlantik.) ve amaç tabiiki hedefe gitmek değil, nasıl ekipli bir tekne tam performans yarışıyorsa, bunlar da tek başlarına olmalarına rağmen yine o seviyede yarışıyorlar. Kavança, tramola gibi temel manevraların yanında , peel ( balon değiştirme), tack change (birini indirmeden diğer genovaya geçme) gibi zor manevraları da tek başlarına da olsa yapıyorlar. Ancak tabii en önemlisi navigasyon. Her FIGARO'cunun gerekli manevraları yaptığını düşünürsek , kazananı çoğunlukla doğru rota belirliyor. Ben daha evvel dünyaca meşhur yelknecilerle Fastnet, Key West gibi yerlerde yarışmıştım, ama tek başına bu kadar işi bu kadar üst seviyede yapabilen bir yelkenci ile ilk defa yarışıyorum, bu bakımdan çok mutluyum.

Teknemiz şu anda Cannes'da, denizdeki antremanlar kadar karada da yapacak çok iş var. Her gün denize çıkıyoruz ve hem gece hem gündüz antremanı yapıyoruz, hem de yeni yelkenlerimiz, yeni kıyafetlerimiz, navigasyon toplantıları, ufak tefek alışverişler gibi işlerle günler geçiyor. Cannes gibi güzel bir yerde, bu işlerle uğraşmak çok fena değil. Ayrıca daha evvel de yazdığım gibi Cannes limanının tam ortasında bütün ihtişamı ile SAVARONA duruyor. Türk yelkencilerin bu önemli yarışında her sabah akşam marinadan çıkarken Savarona'nın dev Türk bayrağı ile karşılaşmaları çok güzel bir his.

Bu yarışın gerçekleşmesinde emeği geçen herkese çok teşekkürler, insan burada bu yarışın önemini çok daha iyi anlıyor, bu teknelerin ve bu ekiplerin Istanbul boğazında yarışacak olması hakikaten büyük bir olay. Yarın size antreman ve seyir detayları ile ilgili daha detaylı bir yazı da yazacağım.

SABAH Yelken takımı Boat 66
Orhan Gorbon
Rodolphe Jacq